Sanal Dershane



    SBS Puan Hesaplama Bölümü

Döküman Sayımız   :
2,477
Makale Sayımız       : 494
Resim Sayımız       : 72
Oyun Sayımız         : 114
Üye Sayımız             : 20,174

_______________________
GERI         SÖZCÜĞÜN VE SÖZÜN ANLAMI

SÖZCÜĞÜN VE SÖZÜN ANLAMI

SÖZCÜK: Tek başına anlamı olan veya cümledeki

göreviyle anlam kazanan, somut veya soyut, ses ya da

ses topluluğudur.

Sözcükler varlıkların ya da zihnimizdeki kavramların

karşılığıdır.

Sözcüklerin birçoğu, zamanla taşıdıkları ilk anlamın

dışında, yeni anlamlar kazanarak da kullanılır.

“Karşıdaki evi görüyor musun?” cümlesinde “görmek”

sözcüğü, “gözle seçmek” anlamında kullanılmıştır.

“Evimiz güneş görüyor.” cümlesinde “görmek”

sözcüğü, “yüzü bir tarafa dönük olmak” anlamında kullanılmıştır.

“Gördüm ki bu iş sanıldığı kadar zor değilmiş.”

cümlesinde “anlamak” anlamında kullanılmıştır.

“Cebi nihayet para gördü.” cümlesinde ise “görmek”

sözcüğü, “bir şeye erişmek, sahip olmak” anlamında

kullanılmıştır.

Anlaşıldığı üzere bir sözcük kullanıldığı cümleye

göre farklı anlamlar kazanmaktadır.

Şimdi sözcüklerin hangi anlamlarda kullanıldığını

görelim.

GERÇEK ANLAM (Temel Anlam)

Bir sözcüğün düşündürdüğü ilk anlamdır.

Gerçek anlam, bilinen en yaygın anlamdır, kişilere

göre farklılık göstermez, herkese aynı anlamı şündürür.

Evin önüne büyük bir kulübe yaptı.

Elmalar, bir bir yere düştü.

Tencerenin içindeki su çok sıcaktı.

YAN ANLAM

Bir sözcüğün, cümle içinde kazandığı, gerçek anlama

şekil ya da içerik yönünden bağlı olan anlamına

“yan anlam” denir.

Kapının kolu kırıldı.

Çocuğun ateşi çıktı.

Tesisleri dağın eteğine kurdular.

Bıçağın ağzı körelmiş.

MECAZ (DEĞİŞMECELİ) ANLAM

Sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak başka

bir anlamı karşılayacak biçimde kullanılmasıyla kazandığı

yeni anlamdır.

Mecazın en yaygın biçimi somut anlamlı bir sözcüğün

soyut anlam kazanmasıdır.

“Sözümü ikide bir kesip duruyordu.” cümlesinde

“kesmek” sözcüğü, gerçek anlamından uzaklaşıp “müdahale

etmek” anlamında kullanılmıştır.

Şimdi bazı sözcüklerin “gerçek, yan ve mecaz” anlamıyla

kullanımlarını örnek cümlelerde görelim.

Burun:

Yere düşünce burnum kanadı.

gerçek anlam

Ayakkabının burnu delindi.

yan anlam

Burnundan, gururundan yanına varılmıyor.

mecaz anlam

AD AKTARMASI

Benzetme ilgisi olmaksızın bir sözcüğü, ilgili olduğu

başka bir sözcük yerine kullanmaktır.

Ad aktarmasının çeşitli kullanımları vardır:

İç söylenir, dış anlatılır:

Ayaklarınla içeri girme. (ayakkabı)

Reçeli masaya getir. (kavanoz)

BENZETME

Anlamı kuvvetlendirmek için benzer niteliklere sahip

bir varlık yardımıyla anlatmaktır.

“Körfezdeki dalgın suya bir bak.” bu dizede “su”,

“dalgın bir insana” benzetilmiş, insanın özelliği doğaya

aktarılmıştır.

Sen, ne tilkisin sen.” cümlesindeki kişi, “kurnazlık”

yönünden tilkiye benzetilmiş, doğadan insana aktarma

yapılmıştır.

DOLAYLAMA

Tek sözcükle anlatılacak bir kavramı birden çok

sözcükle anlatmaktır.

Derya kuzusu balık

Yedi tepeli şehir İstanbul

Yavru vatan Kıbrıs

Meşin yuvarlak top

File bekçisi kaleci

Beyaz önlüklüler doktorlar

Ormanlar kralı aslan

Ulu önder Atatürk

TERİM ANLAMI

Bilim, sanat, spor, meslek gibi belirli bir alana ait

olan sözcüklere “terim” denir.

Terimler, özel sözcüklerdir ve anlamları kişiden kişiye

değişmez.

Türkçe:

Hece, uyak, sıfat, yüklem…

Matematik:

ı, kare, logaritma…

Coğrafya:

Enlem, boylam, yükselti…

Tiyatro:

Oyun, sahne, kostum, perde…

Futbol:

Taç, korner, penaltı

Müzik:

Nota, solfej, hicaz…

SOMUT ANLAM

Duyu organlarımızla algıladığımız, varlığını herhangi

bir duyumuzla anlayabildiğimiz sözcükler somut anlamlıdır.

ağaç, rüzgâr, ateş, ses, ışık…

SOYUT ANLAM

Varlığını duyu organlarımızla algılayamadığımız;

fakat var olduğunu kabul ettiğimiz sözcükler soyut anlamlıdır.

huzur, sevinç, aşk, korku, öfke…

YANSIMA SÖZCÜKLER

Doğadaki varlıkların çıkardığı sesleri taklit etmek

yoluyla oluşturulan sözcüklere “yansıma” denir.

Kapının gıcırdamasını gideremedik.

Köpeklerin havlaması köylüleri uyandırdı.

Suyun şırıltısı insana huzur verir.

Balon patlayınca çok korktuk.

Yukarıdaki cümlelerde “gıcırtı, havlamak, şırıltı,

EŞANLAMLILIK (ANLAMDAŞLIK)

Yazılış ve söylenişleri farklı; fakat anlamları aynı

olan sözcükler eşanlamlıdır.

Eşanlamlılık genellikle başka dillerden dilimize girmiş

sözcüklerle oluşmuştur.

neşeli – şen

yıl – sene

sınav – imtihan

tümce – cümle

dize – mısra

sağlık – sıhhat

EŞSESLİLİK (SESTEŞLİK)

Sesleri ve söylenişleri aynı; fakat anlamları farklı

olan sözcükler sesteştir.

Al:

Kırmızı: Yanakları al al olmuş.

Almak eylemi: Bir sepet aldım.

Aç:

Tok olmayan: Yemek yoksa aç kalacağız.

Açmak eylemi: Televizyonu açtı.

KARŞIT (ZIT) ANLAMLILIK

Anlam bakımından birbirinin tersi, karşıtı olan sözcüklerdir.

iyi – kötü

ön – arka

güzel – çirkin

ağlamak – gülmek

YAKIN ANLAMLILIK

Tek başına aynı kavramı karşılamayan; fakat anlamca

yakın olan sözcüklerdir.

akşam ile gece

serin ile ılık

mutlaka ile kesinlikle

seçkin ile önemli

NİTEL ANLAM

Bir varlığın durumunu, özelliği belirten sözcükler nitel

anlamlıdır.

Onun büyük hayalleri vardı.

Bu davranışı, onu iyice küçülttü.

İlk dersinde çok heyecanlandı.

NİCEL ANLAM

Varlıkların sayılabilen ölçülebilen özelliklerini veren

sözcükler nicel anlamlıdır.

Büyük bir evde oturuyorlar.

Bankada küçük bir hesabı vardı.

Bu işten çok para kazandı.

ÖZEL VE GENEL ANLAMLILIK

Cümlede aynı türün içindeki bir tek kavramı karşılayan

sözcük “özel”; çoğul eki almadan aynı türden birden

fazla kavramı karşılayan sözcük ise “genel” anlamlıdır.

Çiçeğe su vermeyi unuttum.

özel

Çiçek doğanın süsüdür.

genel

İKİLEMELER

Anlamı güçlendirmek daha etkili kılmak için iki sözcüğün

bir araya gelmesiyle oluşur.

İkilemeler değişik biçimlerde oluşabilir:

a) Aynı sözcüğün tekrarıyla:

Kucak kucak çiçek topladı.

Yavaş yavaş yerinden doğruldu.

Sabah sabah beni niye uyandırıyorsun?

b) Eş veya yakın anlamlı sözcüklerin yan yana

gelmesiyle:

Hısım akraba toplanıp gelmişler.

Yalan yanlış bilgiler edinmiş.

Eşe dosta haber saldık.

c) Karşıt anlamlı sözcüklerin yan yana gelmesiyle:

Gece gündüz ders çalışıyor.

Bu sınavı ölüm kalım meselesi yapmayın.

İleri geri konuştu gitti.

d) Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerin yan yana

gelmesiyle:

Eğri büğrü yazıyor.

Benden para mara isteme.

Saçma sapan sözler duymak istemiyorum.

e) Anlamsız iki sözcüğün yan yana gelmesiyle:

Benden ıvır zıvır şeyler istedi.

Abuk sabuk şiirler yazıyor.

Eciş bücüş yazısı var.

f) Yansıma sözcüklerin bir araya gelmesiyle:

Kalbim güm güm atıyor.

Eğilmişler fısır fısır konuşuyorlar.

Merdivenden paldır küldür yuvarlandı.

DEYİMLER

Deyimler, en az iki sözcüğün, gerçek (temel) anlamlarını

yitirip yeni bir soyut anlamı karşılamasıyla oluşur.

Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Deyimi oluşturan

sözcükler de sözcüklerin yerleri de değiştirilemez.

“Pişmiş aşa su katmak” deyiminde “aş” sözcüğünün

yerine, anlamdaşı olan “yemek” sözcüğünü getirirsek

deyimin anlamı bozulur.

Deyimler genellikle mecaz anlamlıdır.

Eli ayağı dolaşmak

Yüzü sirke satmak

Kafası bozulmak

Bazı deyimler gerçek anlamlarıyla kalıplaşır.

Alan razı satan razı

İyi gün dostu

Hem suçlu hem güçlü

 


*Bu Makale 357 defa okundu.
 
Kullanıcı Adı:

Şifre:

 Beni Hatırla
  Ücretsiz Üye Ol
 

 

   

Haftanın sorusunu doğru bilin hediyeleri kazanın.
 

 
 











_______________________
Anasayfa  |   Üye Ol  |   6.Sınıf  |   7.Sınıf  |   8.Sınıf  |   Rehberlik  |   Oyunlar  |   İletişim
www.seviyebelirlemesinavi.org 2007 - 2008 .::. © Her hakkı saklıdır.